
İlk Çocuklukta Ekran Süresi: Gelişimsel Riskler ve Psikolojik Yansımalar
Teknoloji artık hayatın doğal bir parçası. Tabletler, telefonlar ve televizyonlar yalnızca yetişkinlerin değil, çocukların da gündelik yaşamında yer alıyor. Ancak özellikle 0–6 yaş aralığını kapsayan ilk çocukluk dönemi, gelişimsel açıdan son derece hassas bir evre. Bu dönemde ekran süresinin artışı, yalnızca bir alışkanlık meselesi değil; psikolojik gelişim açısından dikkatle ele alınması gereken bir konudur.
İlk çocukluk, beynin en hızlı geliştiği dönemdir. Dil, sosyal beceriler, öz-düzenleme kapasitesi ve bağlanma örüntüleri bu yıllarda şekillenir. Çocuk için en güçlü gelişim aracı insan teması, oyun ve keşiftir. Ekran pasif ve çoğu zaman hızlı uyarım içeren bir deneyim sunar. İlk yıllarda çocuk, duygularını kendi başına düzenleyemez. Sakinleşmek, anlamlandırmak ve güvende hissetmek için ebeveynlerine ihtiyaç duyar. Eğer ekran ağlama, sıkılma ya da öfke anlarında bir “susturucu” olarak kullanılırsa, çocuk duygusal regülasyonu dışsal bir uyaranla ilişkilendirmeye başlar.
Bu durum ilerleyen yıllarda sabırsızlık, düşük hayal kırıklığı toleransı ve anlık haz arayışı gibi eğilimleri güçlendirebilir. Duygusal temasın yerini ekran aldığında, güvenli bağlanma örüntüsü zayıflayabilir.
Erken çocuklukta yürütücü işlevler yani dikkat kontrolü, planlama ve bekleme becerisi gelişim halindedir. Hızlı sahne geçişleri ve yoğun görsel-işitsel uyaran içeren içerikler çocuğun beynini yüksek tempoya alıştırabilir. Çocuğun ekran süresi artarken sabır seviyesi azalır, bekleme süresi kısalır. Çocuğun yüz ifadelerini okuması, sıra alması, mimiklere tepki vermesi sosyal öğrenmenin temelidir. Ekran karşısında geçirilen süre arttıkça bu karşılıklı etkileşim azalır. Özellikle 3 yaş altındaki yoğun maruziyet, dil gelişiminde gecikme riskini artırabilir. Çünkü çocuk, kelimeyi yalnızca duymaya değil, bağlam içinde deneyimlemeye ihtiyaç duyar. Ekran süresinin artışı özellikle akşam saatlerinde kullanıldığında uyku düzenini bozabilir. Uykusunu alamayan çocukta ani öfke patlamalarının yaşanması, duygusal süreçlerin olumsuz etkilenmesi gibi durumlar gözlemlenir. Son yıllarda çocukların ekran süresinde oldukça bir artış yaşanmaktadır. Teknolojik cihazlar çocuklar için bir duygu düzenleme aracı olarak kullanılmakta. Oysa çocuk, anlaşılmak ve temas kurmak ister. Çocuklarda ekran süresini ayarlayabilmek elbette ebeveynlerin sorumluluk alması gereken bir konudur. Ekranı tamamen yasaklamak gerçekçi bir yaklaşım değildir ancak çocuğun ekran süresine kısıtlama getirmek etkili bir yöntemdir. Gelişim çağındaki bir çocuğun ekran süresi bir saati aşmamalıdır. Ekrana alternatif çözümler bulmak ebeveyn gözleminde çocuğun istek ve ihtiyaçlarına göre şekillenir. Örneğin, açık hava etkinlikleri, duygusal süreçleri destekleyen oyunlar çocuğun ekran süresini azaltmayı destekler.
Her çocuk ekran süresinin kısaltılmasını kabul etmeyebilir, duruma direnç gösterebilir. Ekran kesildiğinde çocukta öfke patlamaları, uyku problemleri, sosyal olarak geri çekilme gibi durumlar gözlemleniyorsa muhakkak bir uzman desteği alınmalıdır. Unutulmamalıdır ki çocukların ihtiyacı parlak bir ekran değil; göz teması, temas, oyun ve birlikte geçirilen nitelikli zamandır.