chp iyi parti

HABER ARŞİVİ

Lütfen Bir Tarih Seçiniz

E-Bülten

Email

Sitemizin yeniliklerinden haberdar olmak için bültenimize üye olabilirsiniz.

Ekolojik Yaşam

Bilim İnsanları: “Doğaya gelişigüzel davranış daha fazla salgın hastalığa yol açabilir!”

Virüs, habitat yıkımı, vahşi yaşam arasındaki bağlantıyı inceleyen bilim insanları “İnsanoğlu eğer bu müdahaleye son vermezse; ilerleyen zamanlarda Covid-19 gibi daha ölümcül salgınların yaşanacağı” uyarısını yaptı.

16 Mayıs 2020 Saat: 18:22
Bilim İnsanları: “Doğaya gelişigüzel davranış daha fazla salgın hastalığa yol açabilir!”
Bilim İnsanları: “Doğaya gelişigüzel davranış daha fazla salgın hastalığa yol açabilir!”

TÜRKER DEMİRCİ

(NET HABER AJANSI)


Bilim İnsanlarına göre: İnsanoğlunun “doğaya rastgele bir şekilde müdahale etmesi” daha fazla salgın hastalığa yol açabilir! The Guardian‘da yer verilen habere göre virüs, habitat yıkımı, vahşi yaşam arasındaki bağlantıyı inceleyen bilim insanları İnsanoğlu eğer bu müdahaleye son vermezse; ilerleyen zamanlarda Covid-19 gibi daha ölümcül salgınların yaşanacağı” uyarısını yaptı.

Bilim İnsanlarına göre: İnsanoğlunun “doğaya rastgele bir şekilde müdahale etmesi” daha fazla salgın hastalığa yol açabilir! The Guardian‘da yer verilen habere göre; virüs, habitat yıkımı, vahşi yaşam arasındaki bağlantıyı inceleyen bilim insanları İnsanoğlu eğer bu müdahaleye son vermezse; ilerleyen zamanlarda Covid-19 gibi daha ölümcül salgınların da yaşanacağı” uyarısını yaptı.

Bilim İnsanlarına göre; insanlığın doğaya gelişigüzel, bilinçsizce davranışının değişmesi gerekiyor, aksi taktirde virüs, vahşi yaşam ve habitat imhasının aynen devam etmesi sonucunda Covid-19 gibi daha ölümcül salgınlar yaşanabilir. Özellikle ormansızlaşma ve diğer arazi dönüşüm biçimleri gibi müdahaleler; egzotik türleri kendi evrimsel ortamlarından çıkarıp onları etkileşim içinde oldukları ve yeni hastalık türleri üretebilecekleri insan yapımı ortamlara yönlendiriyor.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi; insanları enfekte eden ve yeni ortaya çıkan hastalıkların dörtte üçünün hayvanlardan kaynaklandığını, ancak bunların bulaşma risklerini çoğaltanın ise insan faaliyetleri olduğunu belirtiyor.

Ormansızlaşma ve arazi kullanımı değişikliği ile tehlikeye bir kapı açılmış oluyor

Güney Amerika, Amazon’un hızla yok edilmesi nedeniyle önemli bir endişe alanı.

Sayısı artan araştırmalar, Covid 19’un kökeni olarak düşünülen yarasaların, madencilik projeleri ve konut projeleri için yok edilen ormanlar ve tarım arazileri gibi insanoğlunun müdahale ettiği bir ekosistemin içinde veya yakınında yaşadığı takdirde insanlara veya hayvanlara aktarılma olasılığı daha fazla olan bir çok virüsü barındırdığını doğruluyor. Açıklamaya göre; vahşi doğada ise yarasaların barındırdıkları virüsleri diğer hayvanlara aktarma veya yeni patojenlerle temas etme olasılığı daha düşük oluyor. Çünkü türler farklı ve köklü habitatlarda uzmanlaşma eğilimindeler. Ancak araziler insan kullanımına dönüştürüldüğünde, temasla birlikte virüslerin zoonotik olarak bir türden diğerine atlama olasılığı da fazlalaşmaktadır.

Doğal habitatlar küçüldükçe, vahşi hayvanlar daha küçük bölgelerde yoğunlaşır veya evler, barakalar ve ahırlar gibi antropojenik bölgelere göç ederler. Bu, özellikle bahçelerde lamba ışığına veya meyveye çekilen çok sayıda böcekle beslenen yarasalar için geçerli. İki yıl önce bilim adamları, kısmen ormansızlaşma ve diğer çevresel baskılardan en çok etkilenen alan olduğu için Asya’daki yarasalardan yeni bir koronavirüs çıkacağını tahmin ettiler.

Haberde yer verilen ve  Montpellier Üniversitesi‘nde bulaşıcı hastalıklar konusunda uzman olan Roger Frutos’un ifadelerine göre bir çok araştırma; yarasa kaynaklı virüslerin yoğunluğunun ve çeşitliliğinin insan yerleşiminin yakınında daha yüksek olduğunu doğrulamaktadır. Frutos’a göre; insanlar yarasaların doğal çevresini yok etmekte ve onlara alternatif yaşamlar sunmaktadır. Böylece bazıları, vahşi doğada geçemeyen farklı türlerin geçtiği antropomorfize edilmiş bir ortama adapte olabilmektedir.

Hastalığın kaynağı hayvan olsa da, yayılma nedeni insan kaynaklı

Habitat yıkımının, yeni bir virüsün çoğalması için önemli bir neden olduğunu ekleyen Frutos’a göre; bu ancak bir kaç faktörden sadece biri. Yarasaların da hastalığı insanlara geçirmesi mümkün ama bunun doğrudan koronavirüsler tarafından yapıldığına dair bir kanıt yok. Şimdiye kadarki salgınlara ya evcilleştirilmiş bir hayvan ya da insanların yiyecek, ticaret ya da ilaç için temas ettiği vahşi bir hayvan aracı olmuştur. Örneğin 2003 yılındaki Sars salgınında Çin’de bir misk kedisiydi. 2012 yılında Orta Doğu’daki Mers salgınında bir deveydi. Bilim adamları Covid-19 ‘un sebebinin bir hayvan olduğundan henüz emin değiller, ancak Frutos, bir pangolinin aracı olduğu şeklindeki ilk teorilerin artık daha az olası olduğunu söylüyor. Aynı zamanda Frontiers in Medicine dergisinde yakında yayınlanacak olan bir makalede, Frutos ve diğer yazarlar “gelecekteki salgınları frenlemenin anahtarının vahşi hayattan korkmak değil, insanlara geçebilen herhangi bir hayvan hastalığının ortaya çıkması ve yayılmasından insan faaliyetlerinin sorumlu olduğunu kabul etmek ve teşhis etmek olduğunu söylüyor. “Odaklanma bu insan faaliyetlerine odaklanmalıdır, çünkü uygun şekilde düzenlenebilirler” başlıklı makale ve Pandemiye Yol Açan Olayların Birleşmesine ve Gelecekteki Tehditler İçin Öğrenilecek Derslere dikkat çekiliyor.

Çin’de 2003 Sars salgınına neden olan virüs, misk kedisi aracılığıyla yarasalardan geldi.

Bilim adamları yarasalarda yaklaşık 3.200 farklı koronavirüs tespit ettiler. Çoğu insanlara zararsız olsa da Doğu Asya’da bulunan birbiriyle çok yakından ilişkili iki sarbecovirüs, Sars ve Covid-19’dan sorumlu. Makalede belirtildiği üzere; gelecekteki sarbecovirüsün ortaya çıkması kesinlikle Doğu Asya’da gerçekleşecek, ancak diğer yeni hastalıkların bulaşıcılığı başka yerlerde de tetiklenebilir.

Haberde Amazon ve diğer ormanların hızla yok edilmesi nedeniyle Güney Amerika’nın önemli bir endişe kaynağı olduğu belirtiliyor. Brezilyalı bilim adamlarının yaptıkları araştırmaya göre, ormansızlaşmış alanların yakınındaki yarasalar arasındaki viralprevalansın; bozulmamış ormanlık alandaki % 3.7’ye kıyasla % 9.3 olduğunu bulmuşlar. Örneğin Manaus merkezli Biobank Araştırma Merkezinden Alessandra Nava, “Ormansızlaşma ve arazi kullanımındaki değişiklik ile tehlikeye bir kapı açıyorsunuz” ifadesinde bulunuyor. “Hastalıkların doğal olarak vahşi doğada seyreldiği, ancak insanlar ekolojik dengeyi hızla bozduğunda bu durumun değiştiği görülüyor” diyen Nava, yerel bir örnek olarak, insanlara kapibara cinsi kemiricilerden yayılan Lyme hastalığına dikkat çekiyor.

Vahşi yaşama ve doğaya nasıl davrandığımızı düşünmeliyiz

Nava açıklamasında bazı belediyelerin bulaşıcılığı önlemek için dev kemirgenleri seçip öldürtüğünü ancak bunun jaguarları olan bozulmamış ormanlarda gerekli olmadığını söylüyor. Nava “Jaguarlı bölgelerde Lyme hastalığı bulamazsınız, çünkü kapibara sayılarını kontrol altında tutarlar” diyor ve açıklamasının devamında “Sorun, aynı çevreye doğal olarak birbirine yakın olmayan farklı türleri koyduğunuzda ortaya çıkıyor. Bu, virüs mutasyonlarının diğer türlere atlamasına izin veriyor ” diyen Nava, “Vahşi hayvanlara ve doğaya nasıl davrandığımızı düşünmeliyiz. Şu anda onlarla çok gelişigüzel bir şekilde ilgileniyoruz” şeklinde konuşuyor.

Nava’nın yapmış olduğu araştırmanın sonuçları, Kaliforniya Üniversitesi’nde, hızla bozulan Myanmar ormanlarında virüs dağılımlarını inceleyen bir epidemiyolog olan Tierra Smiley Evans tarafından da tekrarlanıyor. Evans; nesli tükenmekte olan veya tehdit altındaki türlerin, daha az yaşam alanı kaybı ve avlanma riski olan hayvanlara göre virüslere sahip olma olasılığının daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor, çevresel stres ve insan sağlığı arasındaki bağlantının Covid-19 salgını ile birlikte daha belirgin hale geldiğini belirtiyor. Evans, “ Bu korkunç trajediden çıkacak en olumlu şeylerden birisinin, ormana nasıl davrandığımızla refahımız arasında bir bağlantı olduğunun farkına varılması olacağını umuyorum. Bu durum gerçekten sağlığımızı etkiliyor. Bu sadece bir vahşi yaşam sorunu veya çevresel bir sorun değil” diyor.

Gelecekteki salgınları önlemek için akademisyenler, yerel düzeyde izleme ve eğitimi teşvik etmek için uluslararası işbirliğinin gerekli olduğunu ve böylece virüs salgınlarının erken bir aşamada tespit edilebileceğini ve kontrol altına alınabileceğini belirtmektedir. Bu pahalı olsa da bunun; bir tezahürün salgın olmasını beklemekten ekonomik olarak daha verimli olacağını belirtiyorlar. Örneğin Evans, yarasaları ortadan kaldırmaktansa onlarla güvenli bir şekilde yaşamaya odaklanmak zorunda olduğumuzu vurguluyor.

Aynı zamanda yakın tarihli bir Greenpeace raporu da, Brezilya cumhurbaşkanı Jair Bolsonaro’nun ormanı açmaya insanların sağlığını korumaktan daha fazla öncelik verdiğinden Amazon’un bir sonraki zoonotik virüs yayılımını görebileceği konusunda uyarıyor. Haberde yer alan Greenpeace ormanları kampanyacısı Daniela Montalto’nun ifadesiyle “Bu affedilemez. Yıkıma duyduğu iştah, mevcut sağlık krizini körüklüyor ve gelecekteki krizleri daha da kötüleştirecek. Bolsonaro durdurulmalı ve orman korumasına öncelik verilmelidir. Aksi taktirde hepimiz bedelini ödeyeceğiz.”

Amazon’un yağmur ormanlarında yaşanan bir ‘ormansızlaşma’ tahribatı

(*) Zoonoz: Omurgalı hayvanlardan insanlara geçen (zooantroponoz) ve insanlardan omurgalı hayvanlara geçen (antropozoonoz) herhangi bir enfeksiyon hastalığını tanımlayan terim. Birçok ağır ve önemli hastalık bu kategoride gösterilmektedir.

Kaynak: The Guardian Çeviri: Ekoloji Birliği

YORUMLAR Üye Girişi

Bu Habere Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Kirazlıyayla’da orman katliamı sürüyor: Siyanür Havuzlarının temeli atılmaya başlandı

Kirazlıyayla’da orman katliamı sürüyor: Siyanür Havuzlarının temeli atılmaya başlandı

 

Eko Yaşam Gazetesi Tavsiye Formu

Bu Haberi Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız